Son defa dergi aldım

Getir uygulamasından promosyon olarak dergi seçtim. Mizah dergisi. Okumayı karikatürlerle sökmüş bir insan olarak 70’lerden bu güne çıkmış her dergiyi okudum. İlk önce kaçak göçek, dayımın alıp istiflediği Gırgırları kapaktan çiçeği burnunda gırgırcılara kadar okur, aşırı taramadan kaçınma konusunu dikkate almaya karar verirdim. Hiç bir şey çizmiş değilim ama rahmetli Oğuz Aral’ın aşırı tarama her neyse ondan hiç hoşlanmadığını biliyorum.

Çarşaf ve Fırt daha “bekar erkek dergisi” kıvamında olduğundan pek elime geçmedi. Sonra, lise sondan itibaren dergi alıp okumaya başladım. Basılı ne varsa okundu ondan sonraki 5-6 yıl. Hayatta her gün gülecek bir şeyler buldum böylece. Kelle, Hıbır, Leman, zaman zaman Gırgır. Onlardan ayrılıp yeni dergiler kuranlar.. Güzeldi. İlk mail adresimi, bir Erayinman olarak, Atilla Atalay sayesinde almıştım. Kendisi göz bebeğimizdir. En iyi yazarımız olarak edebiyatta bir yeri vardır.

Sonra fesybuk çıktı ve karikatürü tarayan internete koymaya başladı. O zaman işimiz iş tabii. Hiç dergi almadan ne var ne yok görebilmeye başladık. (dergiciler tilt olmuştur tabii ne yazık ki)

Sonra da dergilerden ayrılanlar bu defa kendi instagram hesaplarını açıp tabletlere çizdiklerini paylaşarak bizi sevindirmeye devam ettiler. Emrah Ablak çok severdim zaten, (hiç bir şey Tübitaklı Bayram’ın yerini tutamaz) ama karikafilm nedir arkadaş? İnanılmaz bir beceri. Dünyada şahit olamazdım buna.

Hatta yabancı mizahçıları bile bire bir takip edip, yorumda muhabbet edebilir hale geldik. Bunu rüyamda görsem inanmazdım.

En iyisi de, yorumların bazen gönderiden daha komik olması. Eğlence katlanıyor. Dijital dünya gerçek dünyadan daha güzel bir hal aldı.

Ne diyordum.. geçenlerde siparişle bir de dergi istedim, ne zamandır basılı dergi okumuyorum, özlemişim o duyguyu. Kağıt kalitesi iyice düşmüş o ayrı ama içerik bomba. (Mizah zihnin zekatıdır).

Derken bir anda kendimi anlamadığım bir karikatürü parmaklarken buldum. Fikrim yorumlara bakıp anlayan birinden öğrenmek. Tabii ipeyk şok! Açılmadı yorumlar. :D

Elde kitap tutma zevki, kokusunu hissetme, şömizi çıkartma, kapağı inceleyip elleme tadı hala baki. 1950’li yıllarda basılmış kitaplar okuyorum bu ara. Öyle nadir bulunuyorlar ki.. Ancak Kindle‘da bir kitabı yazarı piyasaya sürdüğü an kapıp okuma saadetini de hiçe sayamam.

Ancak basılı dergi benim için bitti. Yaşasın fikirdaşlar edindiğim, yorumlarını sevdiğim dijital dergiler karikatürler..

Serkan Altuniğne’nin köpüşü Bobittin- Bobo

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s